Günümüzde Müslüman kadın, hem İslam dünyası içindeki geleneksel beklentilerle hem de Batı'nın kadın özgürlüğüne ilişkin söylemleriyle bir gerilim alanında yaşamaktadır. Ancak İslam'ın özüne bakıldığında, bu gerilimin büyük ölçüde yapay olduğu görülür.

İslam'ın Kadına Tanıdığı Haklar

İslam, 7. yüzyılda kadına miras hakkı, evlilik sözleşmesine katılım hakkı ve mal mülkiyet hakkı tanımıştır. Bu haklar, dönemin diğer medeniyetlerine kıyasla son derece ileri bir nitelik taşımaktaydı.

Kur'an, erkek ve kadını iman ve salih amel konusunda eşit tutmaktadır: "Erkek olsun kadın olsun inanıp yararlı iş yapanlar... onlar cennete girerler." (Nisâ, 124)

Başörtüsü: Özgürlük mü, Baskı mı?

Diyanet'in bu konudaki tutumu nettir: Örtünme, Allah'ın bir emridir (Nûr, 31; Ahzâb, 59) ve bilinçli bir Müslüman kadın bu emri özgürce seçer. Zorlama değil, iman motivasyonuyla benimsenen örtünme, kimlik ifadesinin bir parçasıdır.

Eğitim ve Kariyer

İslam'da ilim talep etmek hem erkek hem kadın için farittir. Hz. Aişe (r.a.), sahabeler arasında en büyük otorite olmuştur; pek çok alim onun derslerine devam etmiştir. Bu miras, Müslüman kadının eğitim ve kariyer alanında aktif yer almasının önünde hiçbir dini engel bulunmadığını göstermektedir.