Modern dünyada kaygı bozukluğu ve stres, küresel sağlık sorunu hâline gelmiştir. Psikologlar çeşitli teknikler önerse de Müslümanın elinde çok daha köklü bir çözüm vardır: Tevekkül.
Kur'an-ı Kerim'de defalarca geçen tevekkül kavramı, "vekeel" kökünden gelir; "vekil tayin etmek, güvenmek, dayanmak" anlamındadır. Nahl Suresi'nin 99. ayetinde şöyle buyrulur: "Allah'a tevekkül edenler üzerinde şeytanın bir hâkimiyeti yoktur."
Tevekkül Tembellik Değildir
Diyanet hutbelerinde sıkça vurgulanan önemli bir nokta: Tevekkül, tembellik veya sorumluluktan kaçmak değildir. Hz. Peygamber (s.a.v.) devesini bir ağaca bağladıktan sonra tevekkül eden sahabeye: "Önce bağla, sonra tevekkül et" buyurmuştur.
Bu hadis, sebeplere sarılmanın ardından sonucu Allah'a bırakmanın gerçek tevekkül olduğunu öğretir. Çiftçi tohumunu ekmeden, öğrenci ders çalışmadan, tüccar ticaret yapmadan "tevekkül ettim" diyemez.
Günlük Hayatta Tevekkül
- Bir işe başlamadan önce besmele çekmek ve niyeti Allah rızası için düzeltmek
- Sonucu kontrol edemeyeceğimizi kabul ederek endişeyi bırakmak
- Her zorluğun ardında bir hikmet arayarak sabretmek
- Duayı ihmal etmemek; zira dua, tevekkülün özüdür
İmam Gazâlî'nin İhyâu Ulûmi'd-Din'inde belirttiği üzere, tevekkül kalpte bir hâl olarak yaşanır: Kalp, Allah'ın takdirine tam bir güvenle teslim olmuştur ve bu teslimiyet, kulun eylemini engellemez; aksine güçlendirir.



