Al-i İmran Suresi'nin 190-191. ayetlerinde Allah şöyle buyurur: "Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbirini takip etmesinde, akıl sahipleri için gerçekten ibretler vardır. Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler..."
Bu ayet, tefekkürün yani derin düşüncenin ibadetten ayrı bir olgu değil, aksine ibadetin kendisi olduğunu ortaya koyar.
İslam ve Bilim
İslam medeniyetinin altın çağında İbn-i Heysem optik bilimini, Bîrûnî jeodezi ve tarih bilimini, İbn-i Sîna tıp bilimini inşa etmiştir. Bu âlimler, kâinatı tefekkür etmenin bir yükümlülük olduğuna inanıyordu.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınladığı "İslam ve Bilim" serisi, bu geleneği günümüze taşımaktadır. Modern bilimin keşfettiği kara delikler, DNA'nın yapısı, evrenin genişlemesi; hepsi Kur'an'ın "okuyun, düşünün" çağrısıyla örtüşen verilerdir.
Günlük Tefekkür Pratiği
- Sabah namazından sonra 5-10 dakika sessizce oturarak günü planlamak ve Allah'ın nimetlerini hatırlamak
- Doğa yürüyüşlerinde kâinatın yaratılışını düşünmek
- Bir ayet veya hadisi günlük hayatla ilişkilendirerek okumak
Tefekkür, imanı soyut bir inançtan somut bir hayat görüşüne dönüştürür. Allah'ın izlerini kâinatta aradıkça imanımız derinleşir, kalplerimiz huzur bulur.



