Bradford’da Jamia Usmania Camii’nde öğle namazı bittiğinde herkes hemen dağılmıyor. Seccadeler bir kenara çekiliyor, gündelik kıyafetleriyle gelmiş ellili, altmışlı, yetmişli yaşlardaki erkekler caminin halısında sıralanıyor. Sonraki kırk beş dakika boyunca, bir eğitmenin yönlendirmesiyle nefes alıp veriyor, ağır ağır esniyor, bedenlerini yokluyorlar.
Programı başlatan isim altmış dokuz yaşındaki Zafar Kayani. Kendisi de bu yaştaki adamlardan biri; hareketleri onların temposuna, onların eklemlerine göre tasarlamış. “Yaşlı adamlar için alışılmadık bir şey bu,” diyor Kayani. “Buraya ruhlarının sağlığı için geliyorlar.” Cümlenin içinde caminin ne olduğu saklı: ibadetin yapıldığı yer, ama aynı zamanda kapısından girince insanın iyileştiği yer.
Katılanların çoğu için bu, doktor tavsiyesinden öte bir şey. Altmış altı yaşındaki emekli esnaf Mohammed Salim, kalp pili taktırdıktan sonra yıllardır taşıdığı ağrıların hafiflediğini söylüyor. Yetmiş dört yaşındaki Tahir Butt ise emekli bir otobüs şoförü; iki dizinden de ameliyat olmuş. Onun için kelimeler sade: “Çok faydalı oldu.”
İşin asıl güzelliği belki de hareketten önce gelen kısmında. Bradford’da gençlik çalışmaları yürüten Akhtar Malik bunu şöyle özetliyor: “Onlara birbirleriyle buluşabilecekleri bir alan sunuyoruz.” Emeklilik yıllarında günleri sessizleşen adamlar, haftada bir kez aynı halının üstünde yan yana geliyor. Egzersiz bahane; asıl olan o sıcaklık.
Başlangıçta bu küçük bir denemeydi. Şimdi üç ayrı camide tekrarlanıyor, her oturuma otuza yakın kişi katılıyor. Çekilen bir görüntü kısa sürede iki milyona yakın izlenmeye ulaşınca, haber Bradford’un sınırlarını aştı — Birleşik Krallık’ın dört bir yanından, hatta Malezya ve Kanada’dan camiler benzerini kurmak için sormaya başladı. Cami genel sekreteri Mohammed Ilyas o günleri hatırlarken hâlâ şaşkın: “Bu kadar yayılacağını hiç beklemiyorduk.”
Ekibin aklında şimdi yeni halkalar var; kadınlar ve gençler için de benzer buluşmalar kurmayı düşünüyorlar. Ama hikayenin kalbi hâlâ o ilk halıda. Bir caminin avlusunda, namazdan sonra eğilip doğrulan yetmişlik bir adamın, ertesi haftayı dört gözle beklemesinde.