Medine’de Mescid-i Nebevi’nin avlusu. On iki yaşındaki Joshua Harris, elindeki sepetten gelene geçene hurma uzatıyor. Joshua otizmli ve hiç konuşamıyor; Peterborough’dan buraya uzanan yolda onun yerine hep sepeti konuştu.

O yol Ekim 2025’te başladı. Joshua’nın memleketi Peterborough’da Darüsselam Mescidi bir nefret saldırısına hedef olmuştu. Çok geçmeden caminin kapısında küçük bir misafir göründü: Joshua, babası Dan Harris ile birlikte kendi pişirdiği pastaları getirmişti. Pastalar o gün cemaatle paylaşıldı; bu ziyaretten bir kampanya doğdu: “Cake not hate” — nefret değil, pasta.

Sade bir ikramdı. Yankısı büyük oldu. Joshua o günden beri Birleşik Krallık’ta onlarca camiyi dolaştı, sepetindeki pastaları her seferinde cemaatle bölüştü.

Geçtiğimiz haftalarda aile bu yolculuğu bir adım öteye taşıdı. Ortadoğu gezisinde Medine’ye uğrayan Joshua, sepetini bu kez şehrin diliyle doldurdu: pasta yerine, Medine ile özdeşleşen acve ve amber hurmaları. Mescid-i Nebevi’nin avlusunda kampanya yeni bir ad kazandı: “Dates not hate” — nefret değil, hurma.

Babası o günü şöyle anlatıyor: “Çok ama çok sıcak karşılandı. İnsanların onun ellerini, başını öptüğü gerçekten dokunaklı anlar vardı.”

Medine ailenin gözünde dünyanın küçük bir haritasına dönüştü: Tacikistan’dan, Özbekistan’dan, dört bir yandan gelmiş kardeşlerimizle tanıştılar. Gittikleri her yerde sofralara davet edildiler; Joshua’nın ihtiyaçları hep birilerinin aklındaydı. Dan Harris Medine’yi “huzuru ve dinginliğiyle dünyada en sevdiğim şehir” diye anıyor.

Peterborough’da bir mutfakta pişen birkaç pasta, bugün binlerce kilometre ötede hurmayla aynı sevgiyi söylüyor. Joshua’nın söyleyecek sözü yok; sepetinin dili her yerde anlaşılıyor.


Kaynak: About Islam / Arab News, 18 Mayıs 2026