Bir aletin içinde gökyüzünün tamamını taşıyabilirsiniz.

Usturlap denilen bu alet, gözle görülen gökyüzünü iki boyutlu bir yüzeye izdüşürür. Güneş’in yüksekliğini ölçer, yıldızların konumunu belirler, namaz vakitlerini hesaplamanıza yardım eder, kıbleyi bulmanızı sağlar. Ortaçağ İslam medeniyetinde âlimler, denizciler, takvim yapıcıları ve ibadet vakitlerini tespit eden müezzinler bu aleti biliyor ve kullanıyordu.

Ve bu aleti yapanların arasında, 10. yüzyılda Halep’te yaşayan bir kadın vardı.

Babasının Atölyesinde Öğrendi

Mariam el-Usturlabî — tam adıyla Mariam bint el-İcliyye — zanaat bilgisini babasının yanında edindi. Babası da usturlap ustasıydı. Halep’in atölyelerinden birinde büyüdü, aletin dilini öğrendi; yüzeyin nasıl oylumlanacağını, çizgilerin nereye çizileceğini, metalin nasıl işleneceğini.

Bu tür aktarım, İslam medeniyetinde alışılmış bir çerçeveydi. İlim, medreseden eve, evden ustaya, ustadan çırağa akardı. Mariam bu zincirin bir halkasıydı; halkayı devraldı ve ileriye taşıdı.

Seyfüddevle’nin Sarayında

Kaynaklarda geçen bir bilgi: Mariam, Halep Emirliği’nin başında bulunan Seyfüddevle döneminde çalışmıştır. Seyfüddevle, 10. yüzyılın önemli hamilerinden biriydi. Şair el-Mütenebbî’nin kasidesini yazdığı; âlim, şair ve sanatkârları koruyup desteklediği aktarılan bu emir, döneminin kültür çevresini Halep’te toplamıştı.

Mariam bu çevrenin içindeydi.

Ne ölçüde saray işi aldığı, kaç usturlap yaptığı, bu aletlerin nerelere ulaştığı — bunlar bilinmiyor. Tarih bu ayrıntıları kaydetmemiş. Ama adını kaydetmiş. Bu da az değil.

Usturlabın İslam Medeniyetindeki Yeri

Usturlabı anlamadan Mariam’ın işini tam anlamak güç.

İslam’da namaz vakitleri güneşin hareketine bağlıdır. Fecr, öğle, ikindi, akşam, yatsı — her biri gökyüzündeki bir konuma denk gelir. Bu vakitleri doğru hesaplamak, ibadet düzeninin temeliydi. Kıble de hesap ister: Kâbe’nin hangi yönde olduğunu bulmak için ufkun ve coğrafyanın bilinmesi gerekir.

Usturlap bu hesapların aracıydı. Aynı aletle deniz yolculukları planlanır, takvimler hazırlanır, rasathanelerde gözlemler kaydedilirdi. Bağdat, Kahire, Kurtuba, Semerkant — İslam medeniyetinin dört bir yanında usturlap ustaları çalışırdı.

Bu ustaların büyük çoğunluğu erkekti. Tarihin bize bıraktığı belgeler öyle söylüyor. Ama Mariam’ın adının geçmesi, bu zanaatın yalnızca erkeklere açık olmadığını gösteriyor. İlim her zaman bir kapı arar; bazen o kapı bir babanın atölyesinden geçer.

Gökyüzünde Bir Ad

On yüzyıl geçti.

Gök bilimleri gelişti, aletler değişti, teleskoplar geldi, uzay araştırmaları başladı. Ama Mariam’ın adı kaybolmadı. Uluslararası akademik çevrelerde onu onurlandırmak için bir gök taşına “Aliciliyya” adı verildi. Adı gökyüzünde hâlâ duruyor.

Bu tür onurlandırmalar sembolik. Ama semboller de bir anlam taşır. Mariam el-Usturlabî adına verilen bu isim, İslam medeniyetinin ilim mirasının canlı ve hatırlanmaya değer olduğunu söylüyor.

Bilinenin Sınırında

Bu yazıyı yazarken elimizde az şey var.

Tarihçiler Mariam hakkında birkaç satır bilgi bırakmış: babası usturlap ustasıydı, Halep’te yaşadı, Seyfüddevle döneminde çalıştı. Bunların ötesi belirsiz. Doğum ve ölüm tarihleri yok. Hayatından ayrıntı yok. Kaç eser ürettiği, kimlere ders verip vermediği, günlük hayatı nasıl geçirdiği — bilinmiyor.

Bu belirsizlik, tarihin ona haksızlığından mı kaynaklanıyor? Büyük ihtimalle evet. Çok sayıda kadın âlim ve sanatkâr, yaptıkları işin yanı başında hayatlarını sürdürdüler ama belgelere geçmediler. Mariam bunların içinde adı kalmış sayılı isimlerden biri.

O yüzden bilinenle sınırlı kalmak doğrusu. Var olanı abartmadan, olmayan şeyi icat etmeden. Mariam’ı gerçekten onurlandırmak, ona yeni hikâyeler eklemeden, elindekilerle hatırlamaktır.

Kardeşlerimizden Gelen Miras

İslam medeniyetinin altın çağında ilim, coğrafyanın her köşesine yayılmıştı. Bağdat’ta matematikçiler, Endülüs’te tabipler, Halep’te usturlap ustaları. Bu miras herkese ait — bugün dünyanın dört bir yanında yaşayan kardeşlerimize de.

Mariam el-Usturlabî’nin adını hatırlamak, bu büyük birikimi hatırlamak demek. Halep’in o atölyesinde babasının yanında öğrenilen zanaat, bugün bir gök taşının adında yaşıyor.

Yıldızlar hesaplandı, vakit belirlendi, kıble bulundu. Ve bir isim geçti tarihin sayfasından — kısaca, sessizce, ama silinmeden.

Kaynak: International Muslim History Month — Mariam al-Astrulabi.