Kahire’de sabah erken saatlerde mahalle fırınının önündeki kuyruk hiç kısalmaz. Sıcak ekmek tezgâha düştüğünde eller hızlanır; bir aile için günün en temel meselesi o anda çözülmüştür. Bu sıradan sabah görüntüsünün ardında, çoğumuzun adını bile duymadığı bir kardeşlik mekanizması sessizce işliyor.

Geçtiğimiz haftalarda Mısır, Uluslararası İslami Ticaret Finansmanı Kurumu ile yıllık 1,5 milyar dolarlık bir anlaşmaya imza attı. Paranın 800 milyon doları petrol ürünlerinin, 700 milyon doları ise temel gıda alımlarının finansmanına ayrıldı. Yani fırındaki ekmeğin unu, sobadaki yakıt, bu sessiz akışın bir ucunda duruyor.

Anlaşmanın asıl ilginç yanı, işleyiş biçiminde. Bu kuruluş, İslam İşbirliği çatısı altında kardeş ülkelerin ortaklaşa kurduğu bir yapı; faiz üzerinden değil, ticaretin kendisi üzerinden finansman sağlıyor. Mal alınıyor, satılıyor, kazanç da yük de paylaşılıyor. Faizsiz ve helal bir zeminde işleyen bu yöntem, son yıllarda Mısır gibi büyük nüfuslu ülkelerin dar günlerinde açık kalan bir kapı haline geldi.

Mısırlı yetkililer kurumu “temel gıdayı güvenceye alan stratejik bir ortak” diye anıyor. Dünyada dengelerin sarsıldığı, fiyatların durmadan değiştiği bir dönemde 110 milyon kardeşimizin sofrasını ayakta tutan mekanizmalardan biri bu.

Ne büyük bir törenle duyuruldu ne de manşetlere taşındı. Ama Kahire’de yarın sabah fırın önünde sıra bekleyen anne, elindeki ekmeği çocuğuna uzatırken, o ekmeğin uzun yolculuğunda kardeş ellerin de payı olduğunu çoğu kez bilmeyecek. Sessiz işleyen dayanışma çoğu zaman böyledir — görünmez, ama tam da en gerekli yerde.